Hani Istanbul da yaşayanlar şehrin keşmekeşinden yorulup, sessiz bir yerde üç beş saat geçirmek ister ama bulamaz ya, işte burası öyle bir yer. Arayıp bulamayacağınız, ya bi arkadaşınızın tavsiyesi ile veya bizim de rastgele "aa burda bi manastır varmış, hadi gidip bakalim!" Şeklinde bir cümle kurduktan sonra bulduğumuz bir yer.

Heybeliada da 1800'lü yıllarda yapılmış, büyük istanbul depreminde yıkılmış, Abdulhamit'in gönderdiği 200 altın ile tekrar yapımış, sonrasında ise dışardan klise olduğu belli olmasın diye üzerine betondan duvarlar ve çatı eklenmiş. İçi anadoludaki diğer kliseler gibi güzel ama bu kliseyi diğerlerinden farklı kılan yamaç tarafındaki uçsuz bucaksız deniz manzarası.

Klisenin yamaç tarafında klise de görevli hataylı bir çiftin işlettiği, aile ortamına benzer dört beş masalı çay veya kahve içebileceğiniz kafe bulunuyor. Sadece dalga ve kuş seslerinin olduğu, Adanın Yalova ve bursa tarafına denk gelen bu kısımda biraz vakit geçirince klisenin isminin neden terk-i dünya olduğunu anlayacaksınız.

Twitter Facebook Google+ Stumbleupon LinkedIn

Yorumunu yaz

Gönder