Zeugma (Belkis) Antik Kenti


Zeugma kenti, ipek yolunun en önemli geçitlerinden olan ve komagene gibi zengin mezopatamya medeniyetlerine ev sahipliği yapan Antep’in Nizip ilçesi yakınlarında kurulmuş. Roma dilindeki anlamı “Geçiş Noktası” olan kent, Fırat nehri kenarında, gerek ticari konumda, gerek askeri konumda üst sınıf insanlara ev sahipliği yapmaya başlayınca zenginleşmiş, bu zenginlikle birlikte çok sayıda villa inşa edilmiş. Zenginlerin arasındaki bu gösteriş ve şatafat yarışı, zeugma medeniyetinin gelişimini ve muhteşem sanat eserlerinin ortaya çıkmasını sağlamış.

Zeugma müzesi, temel olarak zeugma kentinin baraj suları altında kalmadan önce kurtarılmış onlarca havuz yada yemek odası mozaiği olduğu tahmin edilen süslemelerinden oluşuyor. Mozaik müzeleri arasında dünyanın en büyüğü ve müzeler arasında ise gerek mimarisi, gerek teknolojisi ile en iyilerinden biri denilebilir. Sanırım, 2012 yılında tripadvisor’un mükemmellik ödülünü Antep’e kazandıran müzedir dersek daha tanımlayıcı anlatmış oluruz.

Koleksiyonunda bulunan 1450 metrekare mozaik, 140 metrekare duvar resmi, 4 Roma dönemi çeşmesi, 20 sütun, dört kireç taşı heykel, bronz Mars heykeli, mezar stelleri ve lahitlerin yanı sıra yıl sonuna kadar 1000 metrekare mozaik daha restore edilince müze, 2 bin 500 metrekarelik mozaiğin sahibi olacak.

Müzeye ilk girişte Herakles ile Antiokhos’un tokalaştığı stel karşılıyor. Bu steli komegene krali Antiokhos hükümdarlığını pekiştirmek ve yönetim planını oluşturmak için yaptırmış, stelin arkasındaki yazıt türkçe ve ingilizce olarak cam içerisinde sergileniyor. Müzeyi detaylı olarak gezmeye başlamadan önce, girişin hemen yanında bulunan sinevizyon odasında Zeugma Antik Kenti belgeselini izlemenizi tavsiye ederim. Daha sonra mozaik ve sanat eserlerini incelerken, nerelerden, ne zorluklar ile çıkartıldığını bilerek incelemeniz daha iyi olacaktır. Ayrıca eserleri tanıtan ses sistemini mutlaka almalısınız.

Müze genel olarak iki bölümden oluşuyor; birinci bölümde hamam mozaikleri, fırat nehri kenarında bulunan villaların havuz mozaikleri, ikinci bölümde ise roma döneminde kullanılan klişe mozaikleri bulunmakta. Bu mozeikler hakkında nasıl, hangi villalardan çıkarıldığı konusuna girmeye gerek yok.

Müzenin en değerli eseri, tahmin edeceğiniz gibi “Çingene Kızı”; Harabelerin ortasında, bir sütunun altında bulunmuş. Biz bu eseri görmeyi en sona bıraktık. Zaten bu eser tek başına özel bir odada, özel ışıklandırma ile sergileniyor ve bu odaya ulaşmak için karanlık koridorlardan geçiyorsunuz. Öncelikle belirteyim ki, bu mozaiği ilk gördüğünüzde küçüklüğünden dolayı çok şaşıracaksınız. Zaten görevli de en çok sorulan sorunun "Çingene Kızı bu kadar küçük mü?" olduğunu söylüyor. Bu eser hakkında birkaç söylenti var. Burun yapısı ve saçlarının ortadan ayrık olmasından dolayı Büyük İskender diyenler de var, Toprak Ana Gaia olmalı diyenler de var.

Twitter Facebook Google+ Stumbleupon LinkedIn

Yorumunu yaz

Gönder